Hala şen şakrak gülebiliyorum, bir yanım cız etse bile bir yanım hala kahkahasını atıyor. Ben böyleyim, Ece nasıl biridir diye sorsalar, ben bile kendime gülen biridir derim. Bunu sanırım kimse değiştiremez, değiştiremesin de. Ama son birkaç gündür bir şeyler değişti. En azından şu an en son ne zaman güldüğüm değil, ne zaman ağladığım geliyor aklıma.
Tek başına şu hayata gülebilmek zor iş. Ankara’ya gelip hayatımda ilk defa, evimden uzakta, yapayalnız kaldığımda daha da iyi anlamıştım bunu. Ama sonra burada da bir evim oldu, burada da bir ailem oldu. Onlarla birlikte şu elin angarasına kafa tutarcasına kahkaha atmak daha bir keyifli oldu. Bu hayat bana yetiyordu, belki ufak tefek eksikleri vardı ama yetiyordu işte. Şimdi şimdi yetmez oldu. Nasıl böyle oldu ben de bilmiyorum. Bir gün okulda çimlere uzanmış yatıyordum. Bir bıldırcın geldi kondu yandaki Dalton büstüne. Bu kadarı yetmez bence, dedi. Anlamadım ne dediğini önce. Senin arkanda bir ailen var, ama yanında seninle birlikte yürüyecek biri yok, dedi. O zaman ben de aldım bu bıldırcını, sen yoldaş ol bana o zaman dedim, koydum omzuma.
Ya sevgili arkadaşım Ali, sen demesen bilemeyecektim. Bu bıldırcını benim meğerse uçurmam lazımmış. Acemilik işte...Peki bir daha asla mı? Ama hayır. Neticede biz bıldırcın uçuramayanlardanız, kuzgun kovalayanlardan değil.

gülmek iyidir ece, gülmek candır. daima gülmeye devam.:)
YanıtlaSil