“İnsan ruhu tüketerek değil, üreterek mutlu olur” der bir arkadaşım. Ona hak vermemi sağlayansa onun dünya görüşüne tamamen zıt olan topluluğum. Bizim toplulukta sıkı dostluklar kurulur; bölüm, sınıf, yaş fark etmez. Çünkü burada önemli olan tek şey hayallerimizdir. Bazı hayaller kurarız, kafamızda tasarlarız; konuşuruz, tartışırız; bazen hayata geçirebiliriz, bazen geçiremeyiz. Ama hep üretiriz, yeni fikirler, projeler, yarışmalar. Durum böyle olunca da son ürün hep dostluk olur, kardeşlik olur, mutluluk olur.
Bir endüstri mühendisi adayı olarak kariyerimde karşılaşabileceğim, beni strese sokacak ve üzecek bazı kararları alma durumuyla karşı karşıya kalabileceğimin farkındayım. Yani benim ürettiğim sistemlerin son ürünün mutluluk katsayı çok da yüksek olmayabilir. Ama bir öğrenci topluluğunda mutluluk katsayısının düşmesi demek bir şeylerin yanlış gittiğini gösterir; çünkü benim ileride çalışacağım şirketlerin aksine toplulukta bizler için önemli olan ne kadar az işçiyle ne kadar çok kar ettiğimiz değil; ne kadar çok gönüllüyle ne kadar çok hayal kurduğumuz önemlidir. Burada kırılan her bir gönül, bizim canımızı, envanterlerinin hepsi kırılmış, paramparça olmuş bir patronunkinden daha çok acıtır.
Ne yazık ki bugünlerde bizim katsayımız sıfırın altında, eksilerde dolaşıyor. Dediğim gibi bir yerde hata yapıyoruz; ama yapıyorsak da yine birlikte yapıyoruz. Ve dilerim birlikte düzeltebiliriz de…

Evet hayal etmek ve o hayalleri paylasmak buyuk dostluklar cikartir ortaya, bozulmasi cok zor dostluklar. Ama ya o hayalleri paylasamazsan, ya birileri o hayallerin karsisina cikarsa, hayaller o kadar gucludurler ki, o kisilerin kalbini kirmaktan cekinmezsin, gozun gormez hic bir seyi. Belki o hayalleri kurduk hepimiz ama yeterince paylasamadik.
YanıtlaSilMutluluk katsayisi :p, Game Theory'de nash equilibrium aslinda herkesin en mutlu oldugu noktadir ve Game Theory'yi uygulayan muhendisler nash equilibrium'u istedikleri noktaya cekmek icin dogru incentive leri bulmaya calisir, matematikciler ise dogru oyunlari tasarlamaya. Belki o oyunu tasarlarken yanlis incentive ler sectik, umarim sorun budur cunku bu durumda cozumude o kadar zor degil, o incentive leri degistirdiginde ve oyunu oynayanlar mantikli davrandiginda oyun kendini equilibrium'a getirir. Belki yapilmasi gereken sadece ne kadar cok gonulluyle ne kadar cok hayal kurmayi incentive olarak yerlestirmektir oyuna.
Not: Ingilizce kelimeler icin ozur dilerim ama teknik bir terim oldugu icin turkceye ceviremedim, dusundum ama duzgun bir karsilik bulamadim.