Bugün bölümümü bir kez daha çok sevdim, ve üniversiteme olan saygım ve sevgim de her geçen gün artıyor. Şu Mc Donald’s krizden mi kapanmıştı, Burger King nasıl açılacak, Starbucks açılmış ODTÜ’ye, yoksa ODTÜ kalesi düştü mü gibi tartışmaları bir kenara bırakalım. Çünkü ben bugün bir kez daha üniversitelerden yeşertilmesi beklenen özgür düşüncenin, bu tip göstermelik hareketlerden daha faklı olması gerektiğini gördüm. Hiç birimiz Burger King’e gitmekle sağcı olmayacağımız gibi sadece buralara gitmeyerek de solcu olmuyoruz. Elbette dünya görüşü gereği bu tarz yerlerde yemek yemeyi, böyle mağazalardan alışveriş yapmayı reddedebilir insan, ama üniversitelerden ve üniversite öğrencisinden beklenen davranışlar bütünü böyle sınırlandırılmamalı.
Bugün ne olduğuna gelince…Kafamda çok uzun süredir evirip çevirdiğim bir soru cevabını buldu. Üniversiteye başladığım günleri hatırlıyorum, henüz böyle bir sorunun kafamı meşgul etmediği günler. Daha o ilk günlerden itibaren ileride CV’nizi dolduracak tecrübeler aramaya koyuluyorsunuz. Hangi topluluğun ne başkanı olursanız, hayallerinizin uluslar arası şirketinde CEO olma yolunda, daha değerli bir tecrübe olur sizin için? Ama burası bir üniversite ve sizin en güzel yıllarınız. 65 yaşına kadar çalışacağınızı düşünürseniz bu tip sorularla beyninizi meşgul etmeniz için daha çok zaman yok mu? Kabul ediyorum ben de böyle topluluklardan birine girdim. Burada edindiğim en güzel tecrübe hakkında daha önce bir blog yazısı yazmıştım, burada kesinlikle bu tarz bir işe sahip olmak istemediğimi anladım ve bu deneyim gerçekten paha biçilemez oldu benim için. Topluluktaki görevimi bıraktım ama geride bıraktığım iki yıl boyunca neden bunu kendime yaptığımı sordum durdum. Evet, ben de herkes gibi CV’mde beni diğerlerinden ayıracak, fark yaratacak şeyler yapmak için. Bütün bu işleri gerçekten zevk alarak yapan arkadaşlarıma sonsuz saygım var, ama ben tüm bunları istemeyerek yapmıştım ve gelecek kaygısına çok erken ve gereksiz yere düşmüştüm. Peki ileride hayal ettiğim güzel işe sahip olabilmek için gerçekten bunları mı yapmam lazım? İşte bunu soruyordum kendime uzun zamandır. Bugün ikinci sınıflar için yapılan bölüm buluşmasında buna benzer bir sorunu dile getirdi bir arkadaşımız. Daha doğrusu sorunun yapısı biraz değişik olmakla birlikte içerik olarak aynı yukarıda değindiğim kaygılara işaret ediyordu soru. “Diğer üniversitelerdeki bölümdaşlarımız üçüncü sınıftan itibaren P&G veya Unilever gibi çok büyük uluslar arası şirketlerde ‘intern’ olarak yarı zamanlı çalışabiliyorken, biz ders yoğunluğumuzdan dolayı bunu gerçekleştiremiyoruz. Bunun değişmesi mümkün mü?” . Bölüm başkanımız bu soruyu da, benim sorumu da daha iyi açıklığa kavuşturamazdı. Biz daha üniversite öğrencileriyiz, iş yaşamının getirdiği stresi neden daha okul sıralarında üstlenelim? ODTÜ bizi umarım bir gün bir yerlere taşıyacak, ama kendi payına düşeni dershanelerin üzerine atan Anadolu liseleri misali topu özel sektöre atarak değil, bizi özgür düşünceye, bireye, topluma, spora, sanata değer veren, önem veren ve saygı duyan insanlar olarak yetiştirerek ve geliştirerek olacak tüm bunlar.
Sınıfa tüm bu konuşmalar esnasında sessizlik çökmüştü, benim ise içimde alkış kıyamet… Hayat memat meselesi bir sorunun cevabını sonunda kendi kendime de vermiş olmanın getirdiği mutluluk… Sanırım geriye sadece iki soru kaldıJ


